4 Mart 2017 Cumartesi

İnşikak Suresi 19. Ayette Bahsedilen Haller;



Cenab-ı Rabbül Alemin İnşikak suresi 19. ayette "Muhakkak ki siz, bir halden başka bir hale geçeceksiniz." buyuruyor. Bu bağlamda bahsi geçen iki ayrı halden neyin kastedildiği ile ilgili bir takım tefekkürler yapalım istiyorum.

Ehli tasavvuflar bu "hal" olgusunu tasavvuf ıstılahınca "İnsanın irâdesi ve çabası olmadan kalbe gelen manâ, feyz, bereket, mârifet, his ve heyecan" olarak tanımlamışlar. Bu tanımlamaya göre "Hâl ve ahvâl, dinî his ve heyecan anlamına gelir ve mânevî yolculuğunu/seyr ü sülûkunu gerçekleştiren bireyin bu esnâda yaşadığı, tecrübe ettiği durumlardır." deniyor. İşte bu noktada İnşikak 19 daki ifadeye bir bağlam kurulup "Acaba İnşikak 19 da Allah bu hallere mi işaret ediyor?" sorusuna cevap arayacağız.

Öncelikle Hal, bir zaman/an itibariyle geçirilen evre, vaziyet manasına gelmektedir. Bu anlamda terminolojik bir genişletmeyle kelimenin gerçek anlamının yitirilmesine müsaade etmemek gerekliğini düşünüyoruz. Diğer yandan modern jargona göre "ayet cımbızlama" denilen ve bir ayetin önüne ve ardına bakılmaksızın sadece ayetin kendi ihtiva ettiği kavramlarla bir yerlere erişme, eriştirme çabasının doğru bir okuma metodu olmadığını söylemek gerekir. Bu okuma yöntemleri yanıltıcı sonuçlar doğurabilir.

"Bir halden başka bir hale geçiş" denilirken hangi hallerin kastedildiğinin bilgisini bizlere aynı sureden ve kitaptan başka hangi kaynak verebilir? Bu anlamda elbette ilk başvurulması gereken kaynak kuran-ı kerim in kendisidir.


Bu anlamda sureyi başından irdeleyecek olursak bize hangi hallerden bahsettiğini daha net görmüş olacağız.


Sorumuzu tekrar soralım;


- İnşikak 19 bizlere insanın olgunlaşma serüveninden mi bahsediyor?


- İnşikak 19'da bahsedilen haller bizlere salikin tekamülünü mü işaret ediyor?



Mekki olan ve 25 ayeti bulunan İnşikak suresi bizlere genel olarak kıyamet gününün kesinliği ve beyanıyla birlikte, akıbetler hakkında bilgi vermektedir.


İnşikak Suresi;


1 - Gökyüzü parçalara ayrıldığında,

2 - Tabiatı gereği Rabbine kulak verdiğinde,
3 - Yeryüzü dümdüz hale getirildiğinde,
4 - İçindeki her şeyi dışarı atarak tamamen boşaldığında,
5 - Tabiatı gereği Rabbine kulak verdiğinde,
6 - Ey insan! Sen Rabbine (kavuşuncaya) kadar çabalayacaksın, sonunda O'na kavuşacaksın.


İlk bölümde zamanlamalara dikkat çekildiği göze çarpıyor ve kıyamet günü gerçekleşecek olanların zamanları sıralanıyor. Rabbiyle kavuşma anı insanın çabasının istikameti olarak ve ayrıca müstakil olarak vurgulanıyor. Demek ki ilk 5 ayette sıralanan zaman diliminin gelişine kadar olan süreçte insan bir çabalayış ile kavuşuma doğru yol almaktadır. Böylece bir netice ve öncesinden bahsediliyor.


Bu duruma göre insanın ilk çabalayış süreci bir başka genel hal idi. Arkasından kavuşum gerçekleşti ve insan başka bir hal üzere olmuş oluyor. İşte ikinci bölümde bu anlatıya geçiyoruz ve kavuşumun gerçekleşmesiyle insanların halleri arasındaki farklar açıklanıyor.



Kitabı Sağından Verilen İnsanın Kavuşum Sonrasındaki Hali;

7 - Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse,
8 - O kolay bir şekilde hesaba çekilecek,
9 - Ve ailesine sevinçli olarak dönecektir.


/


Kitabı Arkasından Verilen İnsanın Kavuşum Öncesindeki ve Sonrasındaki Hali;

10 - Kimin kitabı da arka tarafından verilirse,
11 - O da, helakı (yok olmayı) çağıracak,
12 - Çılgınca yanan ateşe girecek.
13 - Çünkü o ailesinin içinde sevinçliydi.
14 - Doğrusu o (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı.
15 - Hayır. Muhakkak ki, Rabbi onu görüyordu.




16 - Hayır. Yemin ederim şafağa,
17 - Geceye ve topladıklarına,
18 - Dolunay haline geldiği zaman aya,

19 - Muhakkak ki siz bir halden başka bir hale geçeceksiniz.




16, 17 ve 18. ayetlerdeki yemin, kainatın yaratıcısının yaratmadaki evreleri işleyişe koyuşu ile ilgili bir hatırlatma yapıyor olmalıdır.


16. Ayetteki "şafak", Güneşin batışından hemen sonraki alacakaranlık hali olarak gündüzün geceye dönüşümünün sınırını teşkil ediyor. Aynı zamanda Güneşin batışı, Dünyevi zamanın evreleri olduğu gibi insana verilen çabalayış evresinin de tamamlanıp bir sonraki evreye geçişinin kaçınılmazlığını açıklıyor olmalıdır. Bu özelliğiyle "şafak" üzerine yemin edilmesi bir değişimin haberciliği olması hasebiyle bu surede bahsedilen kıyamet saati haberciliği ile metaforik bir benzeşme ortaya koyuyor.


17. ayette "Geceye" yemin edilmesi ise bir sonraki zaman aşamasına dikkat çekiyor. Bu zaman diliminde gece nasıl canlıları bir araya getiriyor ise işte buna bir benzer olarak bir sonraki ahir yaşam döneminde insanlar haşr edilecek yani toplatılacaktır. Bu anlamda yine Dünyevi yaratılış Uhrevi yaratılış ile belirli benzerlikler ortaya koyuyor ve muhatap surenin bahis konusuyla birlikte tefekküre davet ediliyor.


18. ayette son aşamada ise "Ay'ın dolunay haline gelişi" üzerine yemin ediliyor ki bu yemin bize diğer yeminlerde de olduğu gibi evrelerin Ay için de tayin edildiğini hatırlatıyor. Burada aklımıza şu soru gelebilir. Niçin Cenab-ı Allah Ay'ın başka hallerinden değil de Dolunay haline yemin ediyor? İşte burada ince bir bağlantı olduğu kanaatindeyim. Dolunay, Ay'ın en münevver, en büyük, en görkemli halidir. Demek o ki Cenab-ı Allah bir şafağın ardından çöken gecenin karanlığında toplanan insanlara bir nur ile yol gösteriyor. Nuruna da dilediğince aşamalar biçiyor ve kimi zaman onu en parlak en canlı haliyle gözlerimizin önüne seriyor ki üzerinde düşünelim. İşte kıyamet saati de bir benzeri şekilde insanların, hayvanların toplatılacağı ve Allahın dilediğini nurlandıracağı bilgisi ile ilişkilendiriliyor olabilir. Zira Hadid suresinin 12-13. ayetlerinde kıyamet günü karanlığa gömülenler ve nurlananların farkları üzerine şöyle bir beyan vardır;


"O gün mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların nurlarının önlerinden ve sağlarından koştuğunu görürsün. 'Bugün sizin müjdeniz altından ırmaklar akan, içinde sonsuza kadar kalacağınız cennetlerdir.' İşte büyük kurtuluş budur. "

"O gün münafık erkeklerle münafık kadınlar iman edenlere derler ki: 'Bize bakın da sizin nurunuzdan bir parça ışık alalım'. (Onlara): 'Arkanıza dönüp bir nur araştırın' denir. Bu sırada aralarına bir kapısı olan bir duvar çekilir ki, onun iç yanı rahmettir, dış yanında ise azap vardır." Hadid Suresi 12-13


Bu noktada Allah teala'nın ayetlerinde Dünya hayatı delilleriyle kıyamet saati hakikatleri üzerine benzerliklere dikkat çekmek istediğini zannediyorum. Bu benzerlikleri hayatımız içerisinde müşahede ettikçe hem kendi yaratış kudretini düşündürürken, hem de bizi bu ayetleri hatırlamaya, zikretmeye ve tefekküre sevk etmek istediği kanaatindeyim. Bir diğer okuma ile ise Allah ayetlerini bir nur gibi karanlığın içerisine doğurmuş ve o karanlıkta yolunu bulmak isteyenlere hakikatini son ve en güçlü haliyle sunmuştur denebilir. Allah doğrusunu bilir.




Şimdi, başta sorduğumuz soruyu bu bilgiler ışığında tekrar ele alalım;


"Acaba İnşikak 19 da Allah bu hallere mi işaret ediyor?"
Cevap; Hayır. Allah bu ayette insanın başka türlü değişimlerine, aşamalarına dikkat çekmiyor. Özellikle vurgulanmak istenen Dünya hali ile Ahiret hali arasındaki geçiştir. Çünkü ayette "Muhakkak ki siz bir halden başka bir hale geçeceksiniz." denirken, gelecek zaman sigası ile gerçekleşecek olan bir hal değişiminden bahsediliyor. Bu bir "Allah adına yaşam boyu olgunlaşma" veya sufiyane bir tekamül geçişi değildir. Burada yalnızca Dünya hayatını kapsayan bir anlatı olmadığı gibi Dünya hayatı içerisindeki çeşitli hal değişimlerine de dikkat çekilmiyor. Yaşam boyu olgunlaşma kuranda karşımıza çıkabilecek bir durum olsa dahi bu surede anlatılmak istenenle doğrudan ilişkisi yoktur. Dünyevi olgunlaşma süreciyle bir ilgisi kurulacaksa ayetlere secde ederek ve Allaha yakınlaşarak insanın olumlu yönde hal değiştirmesi için tebyin edildiği düşünülebilir. Yine de bu düşünce, suren içeriğindeki kıyamet hakikati odaklı hal geçişleri sözü ile bağlantılı değildir.

Sureye göre "Kitabı Sağından Verilen İnsan" kitabının ona verilmesiyle birlikte kolay bir hesabın ardından sevinçle ailesinin yanına dönerek bir hal değişimi içerisine girecektir. O'nun durumu özetle çabanın ardından gelen bir sevinç değişimidir.

Kitabı Arkasından Verilen İnsan Dünyadayken;


Ailesi çevresi ile birlikteyken mutluydu ve Rabbine dönmeyeceğini sanıyordu. İşte bu o insanın ilk halidir.


Kitabı Arkasından Verilen İnsan Ahiretteyken;

Kitabının ona verilmesinden sonra ise yok olmayı isteyecek ve çılgınca yanan ateşe girecektir.

İnşikak Suresi 19. ayette bahsedilen hal değişimi durumu bu yukarıda açıklamaya çalıştığım durum olsa gerekir.


Allah her şeyin en doğrusunu bilendir. İlmimizi arttırsın ve bizleri bağışlasın.